+ Konu Cevaplama Paneli
1 den 5´e kadar. Toplam 5 Sayfa bulundu

Konu: yardım

  1. #1
    Acemi Üye buket is on a distinguished road buket - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    4

    Standart yardım

    orhun abidelirinin yazıldığı dönemin yaşayışı ile ilgili özellikler hemn cvb alabilirsem sevinirim

  2. #2
    Administrator Megabyteiso is on a distinguished road Megabyteiso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    2.130

    Standart

    1. Orhun Abidelerinin Edediliği İlgili Bazı Düşünceler:

    Orhun abideleri bugüne kadar 11 defa neşredilmiş, araştırmacılar tarafından grameri, tarihlendirilmesi, okunuşu ve manalandırılmasıyla ilgili problemler müstakil araştırmalarda ele alınmıştır. Ancak bunca yıldır üzerinde yapılan çalışmalar rağmen, Orhun abideleriyle ilgili ilmi tartışmalar henüz bitmiş görünmemektedir.

    Bizim araştırmamızın amacı, Orhun abidelerinin bugünün Türk insanına ve devlet adamlarına yönelik mesajlarını bulmak ve duyurmaktır. Ancak, önce bu abidelerin edebiliği konusundaki görüşlere bakmak lazımdır. “Sovyet Türkoloğu Steblava, Orhun Yazıtlarının manzum olduğu, dolayısıyla Türk şiirinin en eski örnekleri sayılabileceği görüşündedir.” (1- Talat Tekin, “İslam Öncesi Türk Şiiri” , Türk Dili S. 409, Ocak, Ankara, 1986, s. 3)

    Hemen belirtelim ki Orlon Yazıtlarının manzum olduğu görüşü yeni değildir. Orhon Yazıtlarında manzum parçalar olduğu daha önce Kerş tarafından ileri sürülmüştü. Bir başka Sovyet Türkolog Tenişev ise: “... Runik abidelerin dili Oğuz ve Uygur kaynaklarından oluşan eski türkçe dil üstü bir dilin yazılı şekli, türk dillerinin tarihinde ilk yakılı olarak korunmuş edebiyat eseridir.” (2-E. R.Tenişev, “Eski Türklerde edebi Dil var mıydı” TDAYB 1982 – 1983, Ankara, 1986, s. 160)

    Ahmed Caferoğlu da görüşlerini şöyle ifade etmektedir; “... Bahusus ki, abideler kendine muhatap olarak hem devrini, hem de gelecek Türk nesillerini göz önünde bulundurmak gibi çok önemli bir özelliğe sahip olmuştur. Demek ki, abidelere Türk tarihine ve İstiklal Savaşına rehberlik etmek vazifesini de üzerine almışlardır. Bunu bizzat yazıtların üslubu ile oldukça işlenmiş bir edebi idilin kullanışında ve mevcudiyetinde görmek mümkündür.” (3- Ahmet caferoğlu, Türk Dili Tarihi I-II, İstanbul, 1984, s. 110)


    Orhun bengü taşlarının edebi eser olduğu konusundaki görüşler yanında, bu hususta müstakil eser de mevcuttur: “... Rene Giraud, Tonyukuk yazıtını inceleyen eserde (L’inscription de Bain Tsokto, Paris, 1961, s. 136) bu yazıtı i iyice düşünülmüş, özenle düzenlenmiş gerçek bir sanat eseri saymakta, A. Bombaci ise (Histoire de la litterature turque, Paris, 1968, s. 13 v.d.) yazıtların benzeri belgelerdeki gibi olayları basitçe saymakla yetinen kuru bir üslupla yazılmadığını belirterek onların benzetmelerle dolu üslubundaki destan havasına işaret etmektedir.” (4- Doğan Aksan, “Türkçe Araştırmalarında Yeni Yollar” TDAYB 1969, Ankara 1969, s. s. 47, 1. Dipnot)

    Amerikalı Araştırıcı Martin Sprengling de bilhassa Tonyukuk Abidesiyle ilgili hayranlığını gizlemeyenlerdendir:

    “Bu temel çalışmalara dayanarak ve gerçekten büyük bir kişiliğe sahip olan bir yaşlı devlet adamının engin bilgi ve deneyimlerinin derinliğine ulaşmak amacıyla defalarca yapılan yoğun denemeleri okuma sonucunda yazar, kendisinden önceki değerli bilim adamlarının çalışmaların birkaç adım ileriye götürmüş olduğunu ve bu çalışmada ortaya koyduğunun yeni bir okuma olduğuna emindir. Bu büyük yazıt, yeniden ele alınmaya ve yeni bir yayına layıktır. Yazıt üzerindeki çalışmalarının bir grup uzman öğrenciyle sürdürürken, yazar, sık sık şu soruyla karşılaşmıştır: “Bu düzeyde bir yapıda, bu sanatsal inceliğe böylesi açık ve güzel ifade biçimine başka bir eserde rastlamış mıydınız?” Yazarın yanıtı defalarca “Hayır!” olmak durumundaydı.” (5-Martin Sprenglıng, “tonyukuk Kitabesi; Eski bir Türk Şaheseri”, Çev: Mehmet İNHAM, Erdem C.II, S. 6, Eylül, Ankara, 1986, s. 721)

    Bu yaşlı vezir Tonyukuk’a ve onun abidesine hayran araştırıcının söyleyecekleri bu kadarla da bitmez; “Çalışmalar ilerledikçe, yazarın, yaşlı vezir Tonyukuk üzerinde çalışırken dünyanın en güçlü dehalarından bir üzerinde çalışmakta olduğu inancı güçleniyordu. Böylesi esaslı bir açık bir üslubu, güçlü bir düşünceyi, anlatım yeteneğinin yaşlı hatibin özgeçmişinde (apologia pro vita sua) sergilediği biçimiyle ortaya koyan bir başkasını bulabilmek için insanın çok derinlere inmesi, konuyu çok geniş kapsamlı olarak ele alması gerekir. Ondan üstünü bulmak, özellikle taş yazıtlarda böyle bir şeye rastlamak gerçekten ender bir buluş yapmak demek olur” (6-a.g.m., s. 721.)
    Yine aynı araştırmacı Tonyukuk kitabesi Sezar’ın “Değerlendirmeler” (Commentary) adlı eseriyle karşılaştırmaktan da geri durmamıştır. (7-a.g.m., s. 722)

    Muharrem Ergin, Orhun abideleriyle ilgili eserinin önsözünde bir şair çoşkusuyla adeta kendinden geçerek şöyle der: “Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin... İlk Türk tarihi, Taşlar üzerine azılmış tarih... Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması... Devlet ve milletin karşılıkla vazifeleri... Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası... Türk askeri dehasının, Türk askerlik san’atının esasları... Türk gururunun ilahi yüksekliği... Türk feragat ve faziletinin büyük örneği... Türk hitabet san’atının erişilmez şaheseri... Hükümdarâne eda ve ihtişamlı hitap tarzı... Yalın ve keskin üslubun şaşırtıcı numûnesi... Türk milliyetçiliğini temel kitabı... Bir kavmi millet yapabilecek eser... Asırlar içinden milli istikameti aydınlatan ışık... Türk dilimin mübarek kaynağı... Türk yazı dilinin ilk, fakat harikulade işlek örneği... Türk yazı dilinin başlangıcının miladın ilk asırlarına çıkartan delil... Türk ordusunun kuruluşunun en az 1250 sene evvelki Türk ikazı... vs. v.s” (8-Muharrem Ergin,e Orhun Abideleri İstanbul, 1970, s. I)

    Doğan Aksan da “Orhun yazıtları edebiyat, sanat bakımından da önem taşımakta, gelişmiş bir dile işaret etmektedir” )9-Doğan Aksan, “Türkçe Araştırmalarında Yeni yollar” TDAYB 1969, Ankara , 1969, s. 52)diye düşüncesinin ifade ederken, Orhon yazıtlarının edebiliğinin örneklerle ortaya koymaya çalışmıştır.

    Açıkça görüldüğü gibi Orhun abideleri üzerinde çalışılıp bu abidelerin diline üslubuna hayranlık duymayan yok gibidir. Ancak abidelerin en az dili kadar muhtevasının da mühim olduğunu ifade etmek lazımdır. Dilbilime yaslanan yeni edebiyat teorileri, edebi eserler okuyucu arasındaki ilişkiyi iletişim (communication) diye adlandırırlar. Buna göre de her edebi eser veya başka bir söyleyişle metin, okurun tepkisiyle bütünlenir, bir okurca idrak edildiği zaman yaşamaya, nefes amaya başlar. Yani hiçbir metin, anlamını yalnız kendi başına kazanmaz. (10-Akşit Göktürk, okuma Uğraşıya, İstanbul, s. 34.) İşte, metnin okuyucuyla ilettiği, okuyucunun idare ettiği şey, eserin mesajı veya mesajlarıdır. Ancak mesajların bir kısmı, eserin yazıldığı devirdeki anlamını kaybeder. Bazıları ise geçerliliklerini korur. Biz, Orhun abidelerinde bugün de geçerliğinin koruyan mesajları araştırdık.

    Orhun abidelerini tekrar tekrar okumak, dili, tarihlendirilmesi üzerinde olduğu gibi, anlamı ve muhtevası üzerinde de durmak lamızdır. Bugün Türkiyede Yunan mitolojisiyle ilgili eserler kadar, Köktürk yazıtları üzerende durulmamıştır. Liselerin der kitaplarında İlyada ve Odisse’den uzunca parçalar bulunmasına rağmen, Orhun metinlerine ve Türk mitolojisi ile ilgili diğer eserlere yer verilmemesi büyük bir yanlıştır. “Milli şuur” kendi milletinin varlığını tanımak ve bilmek demektir. (11- Mehmet Kaplan, Kültür ve Dil, İstanbul, 1985, s. 44) Yeni nesillere milli şuur ancak bu eserlerin anlam ve muhtevasının bütün ayrıntılarıyla kavratarak kazandırılabilir.

    Bizim yapmak istediğimiz Orhun abidelerinin oldukça mühim olan mesajlarından bazılarının altını çizerek ceddimizin vasiyetini yeni nesillere aktarmak konusunda yardımcı olmaktır. Orhun Bengü taşlarının mesajlarını ikiye ayırmak mümkündür: 1. Devleti idare edenlere yönelik uyarılar, 2. Türk milletine yönelik uyarılar.

    2. Orhun Abidelerinde Devleti idare Edenlere Yönelik Uyarılar

    Orhun bengü taşları, Köktürk Devleti’nin idarecilerinin hatırasına dikilmiştir. Bu bakımdan onda daha çok idarecilere yönelik ikaz ve mesajlar vardır. Ancak bu arada Türk millet önemli tehlikelere karşı uyarılmış, geçmişte yapılan hataları yapmaması öğütlenmiştir.

    2.1. BİLGİ, CESARET VE DOĞRULUK

    Köktürk yazıtlarında bilgili olma, doğruluk ve cesaret kağanın vasıfları arasında sayılmıştır; “Doğuda Kadırgan ormanına batıda Demir kapıya kadar kondurmuş. İkisi arasında pek teşkilatsız Göktürk’ü düzene sokarak öylece oturuyormuş. Bilgili Kağan imiş cesur kağan imiş. Buyruğu bilgili imiş tabii, cesur imiş tabii. Beyleri de milleti de doğru imiş...” (BK., D.: 4-5. St) (12-Ergin, a.g.e., s. 18) Yukarıdaki satırlarda bilgiye ne büyük ehemmiyet verildiği açıkça görülmektedir. Ancak yeterli bilgiye sahip olanlar devlet idaresinde başarılı olabilirler. Cesaret de bilgiye dayanmalıdır. Burada cesaretin bilgiden sonra söylenmesi tesadüfi değildir.

    Orhun abidelerinde bilgi ile ilgili veciz ifadelerin yanında bilgisizlik de aynı veciz ifadelerle kötülenmektedir.

    Kendi yaptığımız kelime sayımına göre “bilig” kelimesi ve bil- kökünden türetilmiş yeni şekiller sadece Kültigin Kitabesi Güney cephesinde 7 defa geçmektedir; anyıg bilig “kötü bilgi”, bilig bilmez kişi “bilgisi olmayan kişi”, edgü bilge kişi “iyi bilgili kişi” v.b.
    Ayrıca kağanın adının Bilge olması, Vezir Tonyukuk’un Bilge Tonyukuk diye adlandırılması bilgiye verilen kıymetin büyüklüğünü gösteren ilgi çekici örneklerdir.

    Doğruluk da hem beylerin hem de milletin vasfıdır. Eğer beyler ve budun doğu olmazsa kağanın işi zordur. Bugünde doğruluk her insan için önemli bir vasıftır.

    2.2. TÖREYİ DÜZENLEME

    Töreye bağlılık ve töreyi düzenleme de kağanın vazifeleri arasında sayılır. Türk milletinin Çin’e tabi oluşunun sebebi Türk töresinden uzaklaşmaktır: “Türk töresini bırakmış milleti, ecdadının töresince yaratmış, yetiştirmiş.” (K.T.K., D.: 13.st) 13- Bundan başka; “Küçük kardeş büyük kardeşini bilmezdi, oğul babasını bilmezdi. ? Öyle kazanılmış, düzene sokulmuş ilimiz, töremiz vardır.” (K.T.K., D.: 22-23 st.) (14-A.g.e., s. 8) gib diğer satırlarda da töredne uzaklaşmanın milleti felakete sürüklediğine işaret edilmektedir. Kağanın töreden uzaklaşması ise milletin esaretine sebep olmaktadır. “Bölme siycseti, kültür sahasında da ilerledi. Akrabası ile savaşlar sırasında, Çin’in himaye ettiği Yanar (Yener) Tölis İl-birdi Kağan (ölümü 608) Çin’e gönülden bağlanmıştı.

    Çin medeniyetine hayran olup, Çinliler gibi yaşamak istiyordu. Göktürklerin, kışlak ile yayla arasındaki mevsim göçleri geleneğinden ayrılıp, sürekli olarak, Çin’in kuzey sınırında, surlar içinde bir şehirde, bir Çin köşkünde oturmakta idi. Ata binmeğe uygun kıyafeti bırakıp, Çin tarzında, (uzun entari) giymek arzusunda idi. Arka arkaya iki Çin prensesi ile evlenmişti.” (15- Emel Esin, “İlteriş Kağan”, Erdem, C.2., s.4, Ankara, 1986, s. 172.) Ancak bu kağanın sonu yaşayışı gibi parlak olmamış, üstelik milleti de Çin esaretine boyun eğmek zorunda kalmıştır. Bugün de aynı şekilde değerlerini kaybeden toplumların felakete sürükleneceğinin söylemek kehanet değildir. Zaman hızla geçse de değişmeyen gerçekler vardır ve bu gerçeklerin hatırlanması için Orhun abideleri çok mühim bir kaynaktır.

    2.3. MİLLİ BİRLİĞİN TESİSİ.

    Milli birliğin tesis edilmesi de kağana ve devlet idarecilerine düşen önemli görevlerdendir: “(Yüzey olarak) ince olanının delinmesi kolay imiş. (Hat olarak) ince olanın kırılması kolay imiş. (Yüzey olarak) ince olan kalınlaşırsa delinmesi zor imiş, (Hat olarak ince olan kalınlaşırsa kırılması zor imiş. (T., 13. St) (16- Semih Tezgan, “Tonyukuk Yazıtında Birkaç Düzeltme, TDAYB 1975-1976, Ankara, 1976, s. 178)

    Moğolların Gizli Tarihi’nde de Tonyukuk abidesindeki ifadelerle paralellik taşıyan bir bölüm vardır: “(Anneleri Alan – ho’a) bir ilkbahar günü, kıştan kalmış bir koyunu pişirerek..... beş oğluna ziyafet çekti, (Ziyafet esnasında) onlara birer ok vererek kırmalarını söyledi. Onlar (teker teker) bu okları müşkülatsız kırıp attılar. Sonra, (başka) beş oku bir demet halinde bağlayarak hepsini birden kırmalarını söyledi. Beş çocuk birbiri ardından, bir araya bağlanmış beş oku sıra ile ellerine alıp denediler, lakin kıramadılar.” (17- Ahmet Temri, Monghol-un Niuça Tobca’an (Yüancha’ao Pi-Shi), Moğolların Gizli Tarihi C. I, Ankara, 1986, s:7)

    Başka bir yerde de: “Bunan sonra Alan-ho’a beş oğluna nasihat ederek: “Beş oğlum!” Sizler benim bir tek vücudumdan dünyaya geldiniz. Eğer ayrı ayrı hareket ederseniz. Deminki beş ok (misali) gibi herkes etrafından kolayca kırılırsınız. Fakat bir araya bağlanmış beş ok gibi toplu bulunursanız, size kim kolaylıkla zarar getirebilir?” dedi. (18- a.g.e., s. 8.) şeklinde bir parça vardır. Bu ifade ve ibareler bizim hiçbir şey söylememize gerek kalmayacak kadar açık v e net olarak milli birliğin ehemmiyetine işaret etmektedir.

    2.4. HALKIN REFAH SEVİYESİNİ YÜKSELTME

    Orhon yazıtlarında hakanın temel görevi, halkı doyurmak ve giydirmek, onu zengin yapmaktır. Tahta çıkan yeni kağanların en büyük başarısı olarak daima bu nokta üzerinde durulmaktadır. (19-20). Hakan (mevkiine) oturup yoksul fakir milleti hep toplattım. Fakir kavmi zengin kıldım. Az kavmi çok kıldım"”(K.T.k.K.: 10. sT.) (20- Hüseyin Namık Orhun, Eski Türk yazıtları. Ankara, 1986, s. 27) Gerçekten de halkın karnının doyması bugün bile çok önemlidir. Zira halk için kalkınmanın en somut göstergesi karnını rahatlıkla doyurabilmesidir.: “Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk. Milletin boğazı tok idi.” (T.,C.: 1. St.) (21. Ergine, a.g.e., s. 37) Bu satırlar da refahın ifadesidir.
    Kutadgu Bilig’de de aynı konuyla ilgili beyitler vardı: “negü tir eşitgil ulus kend begi/ kamug iş içinde yetürmiş ögi, kut ol beg budunka kutadgu kerek/ kutadsa budun karnı tordgu kerek” (22- Reşti R. Aratk, Kutadgu Bilig, I, Metin, Ankara, 1979, s. 532)

    2.5. SORUMLULUK DUYGUSU.

    Tarihte Türk adıyla kurulan ilk devlete olan Köktürk devletinin idarecileri çok yüksek bir sorumluluk duygusuna sahiptirler. Hem Kültigin hem de Tonyukuk abidesinde bu duyguyu ifade dene cümleler vardır: “Varlıklı millet üzerine oturmadım. İşte aşsız, dışta donsuz (elbisesiz); düşkün, perişan milletin üzerine oturdum. Küçük kardeşim Kültigin ile konuştuk. Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye, Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Küçük kardeşiml Kültigin ile, iki şad il öle yite kazandım.” (K.T.K., D.: 26-27. St) (24- Ergin, a.g.e., s. 9) , Aynı duygu vezir Bilge Tonyukuk’ta da vardır; “Ol sabın eşidip tün yime udısıkım kelmez erti, kün yime olursıkım kelmez erti.” (t.,d.; 5. St.) (25- Ergin, a.g.e., s. 78). “Bu sözü işitip gece yine uyuyacağım gelmiyordu, gündüz yine oturacağım gelmiyordu.” (26-ergin, a.g.e, s. 39)

    Gerçekte de devlet adamının, devletin bekasına yönelen tehlikeler karşısında daima uyanık bulunması, vazifesinin kendisine yüklendiği sorumluğun idrakinde olması ve tebaasının dertleriyle dertlenmesi lazımdır.

    2.6. ÇİN TEHLİKESİ

    Orhun abideleri, Köktürk devletine idarecilerinin hatırasına dikilmiştir. Onları dikenler de devlet adamlarıdır. Amaçları Türk milletini her türlü tehlikeye karşı uyarmaktır. Bu tehlikelerin başında Çin tehlikesi gelir. Çin, Türkleri kuvvetle mağlup etmenin imkansızlığının görmüş, ancak hile ile bu işlerde muvaffak olabileceğinin anlamıştır. (27- Orkun, a.g.e., s. 6)

    Orhun bengü taşlarında Çin tehlikesiyle ilgili bölümler vardır: Bey ve milleti ahenksiz olduğu için; Çin millet hilekâr ve sahtekâr olduğu için, küçük kardeş ve büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için Türk milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış, kağan yaptığını kağanını kaybetmiştir.” (KTk., D.: 6-7.) (28- Ergin, a.g.e., s. 6) Bumin Kağan tarafından kurulan ilk Köktür devleti Çin’in hile siyasetiyle yıkılmıştır. Bilge Kağan, Kül Tigin ve vezir Bilge Tonyukuk bu gerçeği gayet iyi bilirler.

    Bugün de Türk milletinin düşmanlarının bulunduğunu unutmamak gerekir. Ayrıca bugünkü düşmanın hileleri Çin’inkinden de daha tehlikelidir.

    3. TÜRK MİLLETİNE YÖNELİK UYARILAR

    Köktürk yazıtlarında kağanlara, idarecilere, liderlere ikazlar olduğu gibi, Türk milletine yönelik uyarılar da bulunmaktadır. Bu uyarıların en mühimleri şunlardır:

    3.1. KÜÇÜĞÜN BÜYÜĞÜNÜ TANIMASI VE KAĞANA İTAAT

    Orhun Bengü taşlarında ısrarla üzerinde durulan ve çözülmeye sebep olarak gösterilen “inisi eçisin bilmez erti, oglı kangın erti” (KTk., D.: 21. St) bugün de bir çöküş ve çözülme sebebi olarak görülmektedir. Ahlaki çözülme belki de bütün yıkımların başlangıcıdır. Bu bakımdan gençliğin özellikle eğitimine itina göstermek gerekir. Orhun abidelerinden kağana itaatsizlik de yok olma, mahvolma sebebi olarak görülür: “... beslemiş ağanın sözünü almadan her yere gittin. Hep orda mahvoldun, yok edildin” (KTk.,G.: 8-9. St.) (30- ergin, a.g.e., s. 3) Dinimizde de hem büyüklere saygıya hem de ulü’l-emre yani devlet başkanına itaate büyük önem verilir.

    3.2. REFAHIN KIYMETİNİ BİLME

    Türk milleti refahın, tokluğun kıymetini bilmemiş bunun bedelini de pahalıya ödemiştir. Bu durum abidelerde esefle dile getirilmekte, tekrarlanmaması için millet ikaz edilmektedir: “Türk milleti, tokluğun kıymetini bilmezsin. Açlık tokluk düşünmezsin. Bir doysan açlığı düşünmezsin. Öyle olduğun için beslemiş kağanının sözünü almadan her yere gittin. Hep orda mahvoldun, koy edildin,” (KTk.; G.: 8-9) (31- ERGİN a.g.e, s. 3) Refahın kıymetini bilmek lazımdır. Eğer refah anlarında rehavete kapılırsak sonumuz yine yokluktur. Bu gerçeği de hatırdan çıkarmamamız gerektiğinin tarih bize söylemektedir.

    Milli birlik, bilgi, sorumluluk duygusu töreye uygun hareket etme konusunda devleti idare edenlere yönelik mesajlar bulunduğu gibi, milletin tamamına yönelik mesajlar da vardır. Ancak biz, bu konulara daha önce temas ettiğimiz için burada yer vermedik.
    Ayrıca Orhun abidelerinde Türk milletinin istiklalini kazanmak için, çok kısa sürede, nasıl büyük büyük birbirlik oluşturduğu da anlatılmaktadır; “Babam kağan on yedi erle dışarı çıkmış. Dışarı yürüyor diye ses işitip şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş, toplanıp yetmiş er olmuş, Tanrı kuvvet verdiği için babam kağanın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş.

    Doğuya batıya asker sevk edip toplamış yığmış. Hepsi yedi yüz er olmuş. Tanrı kuvvet verdiği için babam kağanın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş, Doğuya batıya asker sevk edip toplamış yığmış. Hepsi yedi yüz er olmuş.” (KTk., D.:11-12.st) (32-Ergin, a.g.e., s. 6) ,Ancak bu büyük istiklal mücadelesiyle kurulan düzen yeniden bozulmuş ve bin bir emekle vücuda gelen birlik dağılmıştır. (33- Mehmet Kaplan, “Orhun abidelerinde Mekan-İnsan Münasebeti”, Türklük Araştırmaları Dergisi, s. I, İstanbul, 1985, s. 2)

    4. Sonuç

    Bilge Kağan, abidesinin son bölümünde milletine şöyle seslenmektedir; “Köngülteki basımı urturdum.... (On Ok oglınga tatınga tegi bunı körü biling. Benggü taş Toıtdım...)” (BK., K.: 14-15.st) (34-ERGİN, a.g.e., s. 74) Bilge Kağanın gönlündeki sözler, Türk milletinin ebediyyen yok olmamış ve Türk devletinin bekası için hep birer uyarıdır. Mesajdır, vasiyettir. Büyük Atatürk’ün Nutuk’u da aynı duygularla kaleme alınmıştır. Denilebilir ki, Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk, Atatürk’ün archetipeleridir. Sonuç olarak diyebiliriz ki Orhun abidelerinin her yönden işlenmesi ve incelenmesi gerekir. Bugüne kadar Orhun bengü taşlarının muhteva ve manasından çok onun şekli, grameri üzerinde durulmuştur. Ayrıca edebiliği artık tartışma götürmez nitelikte olan abidelere bu yönden de ihmal edilmiştir. Martin Sprengling’in Sezar’ın Değerlendirmeleri’yle karşılaştırdığı abideler asıl Nutukla karşılaştırılırsa ilgi çekici neticelere ulaşılacağına inanıyoruz. Bu ata yadigarı ve vasiyet abideleri onları dikenlerin isabetle verdikleri “bengü taş” adına uygun olarak (35- Ahmet B. Ercilasun, “Orhun Abidelerinin Araştırılması ve Muhtevası, Türk Dili S. 399-Mart, Ankara, 1985, s. 151) ebediyete kadar yaşatmak en kutsal vazifelerimizden biridir.

    Arş. Gor. Mehmet Aydın
    bu bilgiler işinize yararmı tam emin olamadım
    ARANIYOR.... Bekleyin...

  3. #3
    ÇaVuŞ rakun is on a distinguished road rakun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    115

    Standart

    BİŞEY SORCAM RÜTBE NSL DEİŞİYO

  4. #4
    MaReŞaL SA(^_^)Mi will become famous soon enough SA(^_^)Mi will become famous soon enough SA(^_^)Mi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    www.asklarinenguzeli.net
    Mesajlar
    13.815

    Standart

    açtığın konu ve konuya yazdığın cevap sayısıyla...

  5. #5
    ÇaVuŞ rakun is on a distinguished road rakun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    115

    Standart

    bu siteyi kim kurdu????????(daha önce kimse sordumu)

+ Konu Cevaplama Paneli

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0